Tüyo #1. Seyahate ne zaman çıkmalı?
En basit şeyle başlayalım: mevsim. Neredeyse her ülkede ya şahane ya da berbat geçen dönemler vardır. Çoğu zaman bunun sebebi iklim koşullarıdır. Ama buna kapılmanıza gerek yok! Örneğin yazın İtalya’da hava aşırı sıcak olur ve bir görülecek yerden diğerine ancak kısa kısa koşarak gidebilirsiniz. Ama tatilcilerimiz, Temmuz ayında hak ettikleri izinlerini alır almaz hevesle Rome, Florence ve Venice yolunu tutuyor. Neden? Bu şehirlerde Nisan ya da Eylül ayında dolaşmak çok daha keyiflidir; hava çok daha rahattır: aşırı sıcak değildir ama uzun süren yağmurlar da yoktur. Aynısı plaj destinasyonları için de geçerli; örneğin Phuket ya da Bali. Ara sezonda gelmeyi deneyin: denizin yeterince ısındığı ya da tam tersine güzel sezonun başladığı dönemlerde. Daha az insan, daha düşük fiyatlar.
Bir de çok önemli bir nokta var: etkinlikler ve tatiller. Bağımsız bir seyahat planlarken, gideceğiniz yerde o dönemde büyük etkinlikler olup olmadığını mutlaka öğrenin. Bu neden gerekli? Çünkü tüm otel odaları tükenmiş olabilir; boş kalanlarda ise fiyatlar akıl almaz seviyelere çıkabilir. Bir Madonna konseri, St. Patrick's Day, Paskalya, Çin Yeni Yılı... İlginç etkinlikleri görmek isteyen tek kişinin siz olduğunuzu sanmayın. Yerel halk da böyle dönemlerde büyük şehirlere akın eder.
Peki bir yere gitmek istiyorsunuz ama nereye olduğunu bilmiyor musunuz? Çok basit, Watson! Hayalinizdeki destinasyonu binlerce seyahat fikri arasından bulun! Orijinal yerler, hazır yürüyüş rotaları, yerellerden tavsiyeler... Her zevke ve her bütçeye göre mutlaka bir şey bulacaksınız!
Ve en önemlisi: vize başvurusuyla seyahatten birkaç ay önce ilgilenmeye başlamanın en iyisi olduğunu unutmayın ;)
Tüyo #2. Seyahate nasıl hazırlanmalı?
Kabul edin, bir yere varıp etrafınızda ne olduğunu anlayarak dolaşmak çok daha keyiflidir. Ama profesyonel bir rehberin hizmetinin pahalı olduğu da bir sır değil; 40 kişilik organize bir tur grubuna katılmak ise sıkıcı ve zahmetlidir — güzel bir kare yakalamak için duramaz, hediyelik eşya almak için oyalanamaz ya da başka bir şeye bakmak için kenara ayrılamazsınız... Gerçek hareket özgürlüğünü yalnızca bağımsız geziler verir; ama bunu profesyonel bilgiyle nasıl birleştirebilirsiniz? Size EverTravel hizmetini önerelim.
Rehberlere başvurmadan da şehir turu organize edebilirsiniz. Seyahatinizi kendiniz planlayın: ziyaret edeceğiniz şehri seçin ve ilginizi çeken yerleri favorilerinize ekleyin. Hatta bunları seyahatinizin birkaç gününe dağıtabilir ve aralarında rota oluşturabilirsiniz. Özellikle kullanışlı olan ise büyük ekranda planladığınız her şeyin EverTravel mobil uygulaması ile senkronize edilebilmesidir.
Yanınızda kişisel bir mobil rehber taşımak, ağır kitaplar ya da hantal haritalardan çok daha pratiktir. Üstelik içinde en az onlar kadar bilgi vardır: yer açıklamaları, açılış saatleri, bilet fiyatları, hazır yürüyüş rotaları ve hatta dünyanın çeşitli şehirleri için sesli rehberler. Tüm bunlar profesyonel tur rehberleri, gerçek seyahat uzmanları ve çok deneyimli gezginler tarafından hazırlanır.
Peki en güzel kısmının ne olduğunu biliyor musunuz? EverTravel hizmetini kullanmak tamamen ücretsiz! Yapmanız gereken tek şey kaydolmak ve seyahatinizi planlamaya başlamak. Bu arada şu anda EverTravel sitesinde bir kampanya var: kayıt olan herkes hediye olarak 100 piaster alıyor. Bu, mobil uygulamada bulunan sesli yürüyüşleri satın almak için kullanılabilen dahili bir para birimidir. Uygulamayı da ücretsiz indirebilirsiniz; bonusu kullanmak içinse kayıt sırasında aldığınız piasterleri dünyanın çeşitli şehirlerindeki sesli yürüyüşlerden biriyle değiştirmeniz yeterli. Ertelemeyin, hemen şimdi kaydolun; kampanya yalnızca sınırlı bir süre için geçerli!
Tüyo #3. Ucuz uçak biletini nereden alabilirsiniz?
Burada pek çok incelik var, o yüzden en önemlilerini anlatalım:
- Uçak biletlerinizi mümkün olduğunca erken, 3-6 ay önceden almaya çalışın. Her uçuşta farklı fiyat seviyelerinde koltuklar olur ve en ucuz olanlar önce tükenir. Kalkış tarihi yaklaştıkça fiyatlar genellikle yükselir.
- En yüksek fiyatlar genellikle tatillerden hemen önceki ve sonraki günlere denk gelir. Havayolları Yeni Yıl’ı ve Mayıs tatillerini bilir; talep de onların lehine çalışan bir arz yaratır ;) Kural olarak hafta sonu biletleri de biraz daha pahalıdır — iş haftasının ardından eve dönen ya da tam tersine hafta sonu kaçamağına çıkanlara yöneliktir. Ama istisnalar da vardır, bu yüzden esnek arama işlevini kullanmanızı tavsiye ederiz: planladığınız seyahat tarihinden +/- 3 gün.
- Havayollarının kampanyalarını ve özel tekliflerini takip edin. Bazen son derece avantajlı fırsatlar yakalayabilirsiniz. Bunları kaçırmamak için e-posta bültenlerine abone olmak ya da havayolu hesaplarını sosyal medyada eklemek yeterlidir. Mevsimsellik konusuna dönersek: Ekim-Kasım aylarında adeta her tür indirimin seli yaşanır!
- Gidiş-dönüş bilet alın. Bu her zaman tek yön biletten daha avantajlıdır.
- Arama yaparken aktarmalar, kalkış saatleri ve yakın havalimanlarıyla oynayabilirsiniz. Ama bu artık kişisel tercihe kalmış. Bazen rahat bir uyku ve kısa bir uçuş, paradan çok daha değerlidir.
- EverTravel ekibi tarafından defalarca test edilmiş tavsiye: en ucuz uçak biletleri Aviasales.ru’da bulunur. Bu, aynı anda birkaç havayolu ve acentenin fiyatlarını gösteren bir toplayıcı sitedir; böylece en iyi teklifi seçebilirsiniz. Özellikle de Düşük Fiyat Haritası’nda ilginç bir seyahat rotası bulma imkânını çok seviyoruz. Örneğin tam olarak nereye gideceğiniz önemli değilse; deniz, güneş, uzun uçuş olmaması, vize derdi çıkmaması ve en önemlisi de uygun fiyatlı bir seçenek istiyorsanız. Aviasales.ru’ya girin ve haritada nereye gitmeniz gerektiğine bakın. Birkaç tık, bilet cebinizde!
Tüyo #4. Uygun fiyatlı bir oteli nerede bulabilirsiniz?
- Otelinizi tam merkezde ya da sahilin ilk sırasında seçmeyin. Orada kalmak elbette harikadır, ama şu anda para tasarrufundan söz ediyoruz.
- Bağımsız bir seyahat planlarken büyük otel zincirleri yerine küçük özel otelleri tercih edin: reklama ve pazarlamaya dev bütçeler harcamazlar, bu da fiyatlarının daha ulaşılabilir olduğu anlamına gelir. Öte yandan tüm hayatınız boyunca Radisson otellerinde kaldıysanız, muhtemelen orada zaten bir bonus programınız vardır. Bu durumda alışık olduğunuz yerde kalmak daha kârlı olabilir.
- Otelleri Booking.com üzerinden ayırtın. Bu, dünyanın her yerinde oda bulmak için en büyük sistemdir. Sitenin arayüzü son derece kullanışlıdır; bol renkli fotoğraf, her otel için çok ayrıntılı açıklamalar, daha önce orada kalmış kişilerin geniş yorum veritabanı, sık indirimler, kampanyalar ve özel teklifler sunar. Kısacası, dünyanın herhangi bir ülkesinde konaklama seçmek için bundan daha kapsamlı, rahat ve güvenilir bir kaynak bulmak zor!
- Farklı sitelerdeki fiyatları karşılaştırın. Booking.com, Hotels.com’dan daha iyi bir fiyat sunabilir; ya da tam tersi. Uzun süre kalmayı planlıyorsanız, doğrudan otele yazmayı deneyin. Böyle durumlarda sık sık indirim ve ek avantaj sunarlar.
- Apart dairelere de dikkat edin. Örneğin Airbnb’de şehir merkezinin tam içinde, otellere göre çok daha iyi fiyatlara daire bulabilirsiniz.
- Düzenli yazarımız Anatoly Selyaninov’dan ilginç bir öneri: farklı otellerde kalın. Örneğin birkaç günü gezilere ayırmayı planlıyor ve otele sadece gecelemek için dönecekseniz, bu tarihler için 5 yıldızlı bir otel ayırtmanın pek anlamı yoktur; sade bir 2-3-4 yıldızlı seçenek yeterlidir. Ama seyahatinizin ikinci yarısı plaj tatiline ve dürüst olmak gerekirse hiçbir şey yapmamaya ayrılmışsa, geniş odalara ve pek çok ek hizmete sahip lüks bir otel gerçekten çok işinize yarar ;) Anatoly tam da bu tür otellerin gerçek bir uzmanıdır ve bizim için Rome, Paris, Istanbul ve London için birkaç otel sıralaması bile hazırladı.
Tüyo #5. Bagaj için fazla ödeme yapmaktan nasıl kaçınabilirsiniz?
- Havalimanında yolcu için ana kural: mümkün olduğunca çok şeyi üzerinize giyin! Ağır ve hacimli montları, botları ve kazakları valize koymak yerine giymek daha iyidir. Bu özellikle dönüş uçuşunda, bol bol kıyafet ve ayakkabı almayı başardıysanız önemlidir. Buradan bir başka kural çıkar: gidiş uçuşunda yarı boş bir valiz götürün ki yeni alışverişlerinizi koyacak yeriniz olsun ;)
- Kıyafetlerinizi her zamanki gibi kat kat katlamak yerine rulo yaparsanız çok daha az yer kapladığını bilin. Ayrıca bu şekilde daha az kırışırlar.
- Haklarınızı dikkatlice öğrenin: kışın birçok havayolu kayak ve snowboard’u ücretsiz taşımanıza izin verir; yılın her döneminde de el bagajına ek olarak dış giyim, dizüstü bilgisayar ve kamera, kılıf içindeki takım elbise vb. kabine alınabilir.
- Jaktogo’nun akıllı mont-çantasını alın. Bu ürün, eşyalarınızı dağıtabileceğiniz inanılmaz sayıda cebe sahiptir; onu normal bir mont gibi giyebilir, güvenlik kontrolünden geçtikten sonra da normal bir çantaya dönüştürebilirsiniz.
Tüyo #6. Roaming yüzünden servet harcamaktan nasıl kaçınılır?
Bu belki de en can sıkıcı konulardan biri: artık sürekli iletişim kurmadan ve gördüklerinizi sosyal medyada paylaşma isteği olmadan hayatı hayal etmek neredeyse imkânsız. Bunun için 2 ana seçenek var: kendi ülkenizdeki MTS, Beeline veya Megafon’dan özel paketler bağlatmak ya da yerel operatörlerin SIM kartlarını almak. Burada seyahatinizin süresine, seçtiğiniz ülkeye ve hatta sosyal medyadaki etkinliğinize bağlı olarak birçok ayrıntı var; bu yüzden seçimin size kalacağını düşünüyoruz.
Tabii ki en bütçe dostu çözüm wi-fi. Ama tahmin edeceğiniz gibi buna yalnızca otelde ya da öğle veya akşam yemeği için durduğunuz bir kafede ulaşabilirsiniz. Öte yandan Skype’tan arama yapmak, WhatsApp’ta mesaj göndermek ya da Instagram’a fotoğraf yüklemek için bu fazlasıyla yeterli olacaktır.
Tüyo #7. Müze ziyaretlerinde nasıl tasarruf edebilirsiniz?
Çok sayıda müze gezmeyi planlıyorsanız, Paris Pass benzeri bir turist kartı satın almak mantıklıdır — her şehirde adı farklıdır. Oldukça pahalı olabilirler: genellikle 20 ila 100 euro (~840-4.200 TRY) arasında değişir. Ama sıra beklemeden giriş, ciddi indirimler hatta ücretsiz giriş hakkı sağlarlar. Yine de tekrar edelim: ancak bağımsız seyahate çıkarken gerçekten bir iki müze değil, en az beşten fazlasını görmeyi planlıyorsanız karşılığını verir.
Ziyaret etmek istediğiniz koleksiyonların resmi sitelerini incelemek de faydalıdır. Birçoğunun ücretsiz giriş günleri vardır. Gerçi o günlerde içeri girmek isteyenlerin sayısı da çok fazla olur. Etrafınızdaki sanatsever kalabalıkları sizi rahatsız etmiyorsa, neden bu fırsatı değerlendirmeyesiniz?
Gișede ve biletin üzerinde yazanları dikkatlice okuyun. Sık sık yaşa bağlı bir indirim alabilir ya da tek biletle aynı anda birkaç yere giriş yapabilirsiniz. Örneğin Kolezyum bileti, Roma Forumu ve Palatino’yu da ziyaret etmenizi sağlar.
Zamandan tasarruf etmek de en az bunun kadar önemlidir. Kural olarak birçok popüler müze ve görülecek yerde dev kuyruklar oluşur. İçeri girmek için bekleme süresi bazen 2-3 saati bulabilir! Bir de buna kavurucu güneşi ya da bardaktan boşanırcasına yağan yağmuru ekleyin... Bu tatsız kaderden, biletlerinizi önceden alarak kurtulabilirsiniz. Kendimiz de birkaç kez çok uzun kuyruklarda bekledikten sonra, Vatikan Müzeleri, Uffizi Galerisi ya da Disneyland Paris biletlerini planladığınız ziyaretten bir gün önce ayırtmanızı içtenlikle tavsiye ediyoruz.
Tüyo #8. Alışveriş için nereye gitmeli?
Gerçek alışveriş tutkunları için tam bir keşif olan şey outlet merkezleridir — alışveriş merkezlerinden çok şirin kasabaları andıran banliyö alışveriş alanları. Kural olarak burada 100’e kadar tek markalı butik bulunur ve kıyafetler ile ayakkabılar %30 ila %70 indirimle alınabilir. Üstelik H&M ya da ZARA’dan değil; Boss, Dior, Prada, Valentino ve başka oldukça prestijli markalardan söz ediyoruz. Avantajı şimdiden görmeye başladınız mı? ;) İşin sırrı, burada geçmiş sezon koleksiyonlarının sunulmasında yatıyor. Ama en son moda akımlarına birebir uymak sizin için çok önemli değilse, güzel ve kaliteli parçalar almak için bundan daha iyi bir yer düşünmek zor!
Tax-free’yi de unutmayın: birçok ülkede, yüksek tutarlı alışverişlerde (genellikle 150 eurodan (~6.300 TRY) başlayan) KDV iadesi alma hakkınız olur. Eve dönerken havalimanında birkaç yüz euro (~8.400 TRY) almak son derece keyiflidir ;)
İndirim dönemlerini de bilin. Milan’daki indirime uçuş masrafını da ekleseniz, İtalya’da alışveriş yapmanın Moscow’daki benzer alışverişlerden çok daha avantajlı olacağı sözü artık neredeyse atasözü haline geldi.
Ve en basit ama en önemli şey: ana turistik yerlerin hemen yakınında asla alışveriş yapmayın. Birkaç sokak uzağa yürüyün; hem daha ucuz hem de daha otantik şeyler bulursunuz.
Tüyo #9. Öğle ve akşam yemeği için en iyi yerler neresi?
Bu konuda en iyi danışmanlar yerlilerdir. Kuyruk oluşan yerlere, turistler için özel teklif tabelaları olmayan mekânlara dikkat edin ve kaldığınız otelin resepsiyonuna sorun. İyi bir concierge size yalnızca anlaşmalı restoranları değil, akşamları kendisinin uğramayı sevdiği küçük yerleri de önerecektir.
Foursquare ve TripAdvisor uygulamaları paha biçilmez bir bilgi hazinesidir. Bu uygulamalarda bulunduğunuz yere yakın kafe ve restoranlara bakabilir, ayrıca yorumlara, fotoğraflara ve fiyatlara göre size uygun olanları seçebilirsiniz.
En ilginç şeyleri ise rehberler sunabilir! Bağımsız bir seyahat planlıyor olsanız bile onları görmezden gelmemelisiniz! Son dönemde gastronomi turizmi giderek daha popüler hale geliyor ve dünyanın birçok şehrinde otantik ortamlarda şarap tadımları, bira turları ve hatta ünlü çikolatacıların butiklerine geziler bile var! Kısacası, doğru yerleri bilmek gerekiyor ;)
Tüyo #10. Yerel ulaşımı kullanmaya değer mi?
Cevabımız evet! Vakaların %100’ünde taksiden daha ucuz olacaktır. Hatta Venice’te vaporetto güzergâh haritasını çözmek bile genellikle hiç zor olmaz. Yalnızca tekli biletlere değil, birleşik biletlere de dikkat edin — 3-5 gün için çok daha avantajlı olabilirler.
Kalabalık bir grupla seyahat ediyor ve yalnızca bir şehre değil farklı bölgelere gidiyorsanız, araba kiralamak muhtemelen daha rahat olacaktır. Otobüs ve tren saatlerine bağlı kalmaz, biletlerde de ciddi tasarruf edebilirsiniz.
Hop-on-Hop-off turist otobüslerini de unutmayın. Rotaları şehrin ana görülecek yerlerinin yanından geçer; bu da nereye ve nasıl gitmesi gerektiğini düşünmekten hoşlanmayanlar için çok kullanışlıdır.
Yine de bazı durumlarda toplu taşıma yerine özel transfer seçmek daha iyidir. Örneğin uçağınız gece geç saatte iniyorsa ya da küçük çocuklarla veya büyük valizlerle seyahat ediyorsanız. O zaman sizi doğrudan otele götürecek kişisel bir şoför tam ihtiyacınız olan şey olacaktır!
Hadi toparlayalım!
Bunu yazarken 10 seyahat tüyomuzun nasıl olup da 30’a çıktığını biz bile fark etmedik. İsterseniz size daha da çok faydalı şey anlatabiliriz ;) Ama aslında her şey çok basit: bağımsız seyahat için bir fikir seçin, EverTravel sitesinde seyahatinizi planlayın ve ücretsiz mobil uygulamayı indirin. Bir sonraki yolculuğunuzu gerçekten unutulmaz kılacak üç adım!
Ve tabii ki EverTravel topluluklarına Facebook ve VKontakte üzerinden abone olun ve seyahat edin. Her zaman!
EverTravel Ekibi
Fotoğraf Shutterstock.com
Bunlara da göz atın:
- Amsterdam’da kendi başınıza yapacağınız bir tur için bisiklet rotası
- Prag’daki Stare Mesto - bağımsız gezginler için bir rehber
- St. Petersburg’da 1 günde ne görülür?
- Berlin’in Müze Adası
- Dubai rehberi. Geleceğe giden yolda.
- Rome’daki Trastevere bölgesi rehberi
- Singapore’un en iyileri: Marina Bay çevresinde bir yürüyüş











